Sen Hangisisin?

İki çeşit insan var bu hayatta.
Birincisi sevinçlerini paylaşabilen, ikincisi de üzüntülerini....

Mutlu olduğum zamanlarda bloğumun kapısını çalıp girip bakmak aklımdan bile geçmiyor. Lakin ne zaman dünyadan uzaklaşmak istesem kendimi burada buluyorum. Hiç tutmadığım günlük tadında ama benimle birlikte yeşeren bir yaprak misali.

Çevremdeki çoğu kişi benim aklı başında, başının çaresine bakabilecek ve güçlü bir insan olduğumu söylüyor. Ama bu da "Gelin, ağzıma s*çın" demek olmuyor ki arkadaş! Neyseki burada benim hakkımı yiyen "insanlardan" bahsetmeyeceğim. Hem blog sahibesi olduğumu kimse bilmiyor, hem de benim sorgulama sıramın geleceği dünya burası değil.

Onun yerine ben mutlu olmasını seviyorum. Unutmaya çalışmayı seviyorum. Gülmesini ve gülümsemesini seviyorum...Hayat başka türlü nasıl geçer? Ki hayat biz güzel baktıkça güzel değil mi zaten? 

Bilmiyorum, öyle işte...
Şuan konuştuklarım size(sana diyecek kadar yakın mıyız?) saçma gelebilir. İçimden geldi bunları söylemek. Tıpkı bir hafta önce tren ile seyahat ederken olduğu gibi. Çevremi inceliyordum ve yaşlılar ve gençler arasındaki farklılıklar gözüme çarptı. Tren ile seyahat etmesini ne çok sevdiğimden, pencereden dışarıya boş boş bakışımdan ve o anda aklımdan geçen onca küçük düşünceleri buraya dökmek istemiştim. Yazmaya başladım ama derin bir nefes verdikten sonra bıraktım. Bende emin değilim nedeninden. Belki de, artık unutulduğumu düşündüğümden. Bilmiyorum. 

Aranıza yeniden katılabilir miyim? Arada özlüyorum. Hem de çok!

Sağlıkla Kalın. 


12 comments:

  1. Seni tanımıyorum yani aslında sadece yazdıkların kadarıyla tanıyorum. Ama seviyorum.
    Ne yazık ki pek az blog yazarının samimi olduğuna inanmışımdır. Onlardan biri de sensin. Herkes yazıyor ama yalan dolan palavra, popülerlik vs. çabaları içinde kıvranıp duruyorlar.

    Seni okumak keyif veriyor bana gerçekten.

    Hüzünlü olunca gelip yazmalarını da anlıyorum. Ne bileyim insan biraz kendi kabuguna çekilince pek kimsecikler kalmıyor yanında bu durumda yazayım deyip geçiyorsun bilgisayar başına.

    Buralardayım gelip gideceğim yine.

    Sağlıcakla kal yeşeren yaprak :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Yazılarım beğenilmesi ve bunun dile getirilmesi çok hoşuma gidiyor, çok teşekkürler! Yükseklerde gözü olan bir insan değilim. Hayat konularında da, blog konusunda da bu anlaşılıyor olmalı. 3-5 kişi bana yetiyor ve onlar için buradayım dermişiiiiiiiim :D ahahahaha. Bugün mutlu uyandım ve yogaya gidiyorum. Bu da burada not olarak kalsın :P

      Yanı uzun lafın kısası teşekkürler!

      Delete
  2. Replies
    1. Hoşbuldum. Sende hoşgeldin, farketmedim sanma! :)

      Delete
  3. Replies
    1. Yeaaaaaa büşyaaaaaaaaaa. Seni görünce acayip seviniyorum. Her seferinde yüzlerce takipçisi olan blogger benim bloğa girmiş, yorum da yazmış diyerek haykırasın geliyor. Teşekkürler!

      Delete
  4. Girizgahı okuyunca "ben mutluyken mi yazıyorum, hüzünlüyken mi?" diye düşündüm. İkisi de olabilir aslında. Ama en çok mutluyken, ya da mutlu olduğumu düşünmek isterken sanırım. Öyle ya da böyle, güzel bir platform burası. Fazla yorum yapmasam da yazılarını muhakkak okuduğum blog dostlarındansınız benim için. Bence yazmaya devam yani:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Buranın bende güzel bir platform olduğuna inanıyorum. Eskileri hatırlatıyor bana. MSN zamanlarını :) teşekkür ederim! Zaman buldukça buralarda olmaya çalışacağım inşallah.

      Delete
  5. ay ne unutması yaaaa. tren gözlemlerini yazsanaaa. bi de neden kimler üzdü seniii. annat taam mıııııı :)

    ReplyDelete

Yorumunun ne kadar değerli olduğunu anlatmaya calışsam altından kalkamam. Bunu bil istedim.